Kolik Nedir, Nasıl Başa Çıkılır ?

Kolik Nedir, Nasıl Başa Çıkılır ?

Kolik, literatürde aslında sebebi bilinmeyen ağlama krizleri olarak geçse de çoğunlukla erkek bebeklerde yaşanan sindirim sisteminin tam olarak gelişmediği ilk 3 aydaki gaz sancılarından kaynaklanan ağlamalar demek.. Bu ağlamalar genellikle tüm gün emilen sütün verdiği rahatsızlıktan olsa gerek akşam normal insanların tam yemek yiyeceği saatlerde başlayıp yatacağı saatlere vararak morarmalar şeklinde gerçekleşmektedir.. Her bebek aynı şiddette yaşamıyor tabiki ama maalesef Can’da böyle oldu diyebilirim..

Ne mi yaptık; öncelikle Amerikalı doktor Harvey Karp’ı duyduğum güne şükürler olsun, kitabı “Mahallenin En Mutlu Bebeği” ni hamileyken okuyup kolik hakkında fikren hazırlık yapmamızın büyük rahatlığıyla kitaptaki adımları takip ettik.

  • Kundak: Eskilerin tabiri caizse bebekleri salatalık pozisyonuna soktukları kundak gelmesin aklınıza 🙂 Dr Karp yarım kundak ağlayan bebeğin sakinleşmesine yeter diyor, yapılışı önce sağ kolu sarıp sonra ayakları kapatıyoruz en son sol kolu sarıp bezi arkada bırakıyoruz, bağlama düğüm vs gibi birşey yok, örtü olarak biz muslin örtü kullandık, hem çok yumuşak hem de kumaşı itibariyle bebeği tutuyor, kaymıyor. Akşamları ağlama krizlerimiz geldiğinde zaten gözlerini kapatıp morararak ağladığı için gözü birşey görmüyordu, hemen kundağını yapıp sakinleştiriyorduk, sonrası uyku (yaşasın en istediğimiz!)

Bebeğiniz kundağa başta karşı çıkıp debelenerek açmak isteyebilir, inatla tekrar yapın, kısa bir süre içinde mucizevi bir şekilde pes edip sakinleştiğini göreceksiniz.. Geceler geceleri takip ettiğinde ise siz daha kundağını yaparken ağlamayı kesecek çünkü güvenli limana girdiği, herşeyin yolunda olduğu sinyali gidiyormuş beynine..

 

  • Yan yatış pozisyonunda tutma: Bu pozisyon gerçekten mucizevi! Can sırt üstü yatmaktan nefret ediyor, keyfi yerindeyken bile hemen ağlamaya başlıyordu. Yat yatış, bebeği size ya da yatağındaysa da yastığa, yatağa vs birşeye dayanmasını sağladığı için güven duygusu ve sıcaklık verdiği için bebekleri sakinleştiriyormuş. Aslında çok zor değil akıl etmek, tamamen annelik-babalık içgüdüsüyle koynunuza almak sıcağınızda tutmak ilk 3 ay için en büyük tavsiyem.. Kundak yapmak istemiyorsanız bile bunu deneyin derim.

 

  • Şşşşşşşşşşşh sesi (white noise): Bu ses bebeklerin ana karnında 9 ay boyunca duydukları bizim kan akışımız ve iç organlarımızdan çıkan sese benziyor. Doğum ile nereye düştüğünü bilemeyen sudan çıkmış balığa dönen bebeklere “tamam dostum sakin ol, bak herşey eskisi gibi” şeklinde bir kandırmaca olsa da baya işe yarıyor J ilk duyduğumda baya şaşırmıştım ama doğum aslında 12 ayda tamamlanması gereken bir süreçken kadın vücudu elvermediğinden 9 ayda doğan bebekler ilk 3 ayda kendilerini ana rahminde hissederlermiş..Dolayısıyla ilk 3 ayın günahı olmaz derler; istediğiniz kadar sarılın, kucak kucağa yaşayın, beraber uyuyun, o aşk patlaması öyle büyük ki sevmekten içinize sokasınız geliyo hehe ( becerebilen olsa keşke.. ) Konuyu dağıtmadan sese dönecek olursam ağlama krizi başladığında bebeğin kulağına onun ağlama şiddetiyle doğru orantılı şşşşşşşşşşşşşhh diyorduk.. Fakat ağlama süresinin zamansız bir sonsuzlukta yankılandığı geceler düşünülecek olursa insanda bırakın şşşşş demeyi ağzını açacak derman kalmadığından akıllı telefonlarda bulunan “white noise” adlı uygulamayı indirerek hayat kurtarıcı bir adım atmış olduk. Gece telefonu uçak moduna alarak yatağının yanına koyuyorduk, böylece uyku döngülerinde uyandığında da aynı sesi duyduğu için uyanmadan devam ediyordu uykusuna.

 

  • Hafifçe sallama: Kundakladığımız bebeği elimizde shaker sallar gibi yan tutup hafifce salladığımızda ağlama süresi kısalıyordu. Dr Karp buna jöle kafa diyor bence çok komik J nedeni yine dördüncü 3 aya bağlanıyor tabii ki; bebekler ana karnında sürekli sarsılma halindeymiş, kıyamamm..

 

  • Emme : Bu bebeklerde içgüdüsel birşey olduğu için maalesef kolik bir bebeğiniz var ise ağlama krizlerini atlatabilmek için ya sürekli anneyi emecek ya da kısa bir süre içinde emzik vereceksiniz.. Ben Can’ı ilk 45 gün istediği her dakika emzirdim, fakat 45 gün sonra doktorumuza da danışarak emziğe başlama kararı aldık. Hayatımız baya bir kolaylaştı diyebilirim, gece ilk 4 adım sonrası emziği de verip direk uykuya geçiriyorduk. Eğer her markayı denedim benim bebeğim kesinlikle emzik almıyor diyorsanız ters psikoloji uygulamanızı öneririm. Yani emziği verip bebek attığında bak işte almıyor deyip vazgeçmek yerine emziği dudaklarına değdirip değdirip yavaşça geri çekin, zaten emme içgüdüsü olduğu için hırslanarak coşkulu bir şekilde emmeye başlayacaktır. Aynı şey emzirirken de geçerli, buna detaylı olarak meme reddi başlığı altında değineceğim.

 

Ilk 3 ay net ve ağır bir şekilde yaşadığımız kolik boyunca kullandığımız takviyeler de aşağıdaki gibi:

 

*Sab simplex damla: gaz giderici

*Bfiform damla : sindirimi kolaylaştırıcı probiyotik

*Laktazm damla: Can sütümdeki laktozu sindiremediği için dışarıdan takviye laktaz enzimi

*Acı elma yağı: her gece banyo sonrası ayak tabanlarına hafifçe ovarak sürüp çoraplarını öyle giydiriyorduk, sıcak tutup rahatlatıyordu.

*Kiraz çöpü yastığı: yastık dediğime bakmayın baby love marka Almanya’dan getirttiğimiz küçük el kadar birşeydi, her gece hatta bazen gün içinde de karnını sıcak tutmak çok işe yaradığı için kullanıyorduk. Fırında 110 derecede 3 dakika ısıtıp direk tenine gelmeyecek şekilde kıyafetinin içinden karnına koyuyorduk.

*Gaz masajları: Bu konunun piiri tabii ki Ayşe Öner. Kendisinin youtuba’daki videoları faydalı eser kategorisinde. Gösterdiği hareketleri Can üzerinde uyguladığımızda pıtır pıtır gaz çıkarıyor ya da kakasını yapıyordu! (Bir insan kakasını yaptı diye sevineceğim kırk yıl düşünsem tabii ki aklıma gelmezdi ama bebek rahatlayıp mutlu olduğu için anne baba o an nasıl mutlu oluyor yaşamayan bilemez 🙂 )

Fakat ben karnını ittirme noktasında ana yüreğiyle canını yakacağım diye bu işi layığıyla yapamadığımdan bu konuda ailemizin uzmanı Sercan oldu 🙂 Kendisi sağolsun gerçekten çok yardımcı bir baba. Babalara görev vermek, biraz olayın içine çekmek istiyorsanız meme sonrası sırtı pıtpıtlayarak gaz çıkarma ve gaz masajı yaptırma gibi görevler vermeniz işe yarayabilir. Erkekler tabii ki doğum anı ile hormonal bir bağlanma yaşamadıklarından bebekleriyle duygusal bağı yaşayarak kurmak zorunda kalıyorlar, işte bunun için bebekle ne kadar zaman geçirdikleri bakım işine ne kadar müdahil oldukları çok önem kazanıyor.

*Reflü yatağı: Bu yan destekleri olan eğimli küçük yatak bebeğinizi her ne kadar yokuşta yatırıyormuşsunuz gibi size rahatsızlık verse de (açıkcası ben başta içime sindirememiştim) gerçekten çok işe yarıyor. Kolik bebek zaten sarılma sakinleşme istediği için Can da yan yastıklara siniyordu. Bebek reflüsü denen rahatsızlık ise aslında kolikle alakasız, genelde emme sonrası aynen büyüklerdeki gibi kapakçığın açılarak emilen sütün geri gelmesi şeklinde oluşuyor. Yokuş tam da bu yüzden gerekli, kusmaları azaltıp bebeği rahat yatırmamızı sağlıyordu. Allah korusun bir de tabi yenidoğan bebeklerde ani ölüm sendromu denen birşey var; bebek düz zeminde yatarken kusması gelir ise bunu nefes borusuna da kaçırabileceği için reflü yatağı bunu da engelliyor. Sırf bu yüzden bile bebeğiniz kolik veya reflü değilse de ilk zamanlar için bir göz atın derim..